Bir berber bir berbere bre berber gel beraber bir berber dükkanı açalım demiş.
Айтылуы: [biɾ beɾbeɾ biɾ beɾbeɾe bɾe beɾbeɾ ɟel beɾabeɾ biɾ beɾbeɾ dycːanɯ atʃalɯm demiʃ]
Аударма:"A barber told another barber, "Hey barber, let's open a barber shop together.""
Bir berber bir berbere bre berber gel beraber bir berber dükkanı açalım demiş.
Айтылуы: [biɾ beɾbeɾ biɾ beɾbeɾe bɾe beɾbeɾ ɟel beɾabeɾ biɾ beɾbeɾ dycːanɯ atʃalɯm demiʃ]
Аударма:"A barber told another barber, "Hey barber, let's open a barber shop together.""
Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortadaki su şişesi.
Айтылуы: [ʃu cœʃe jaz cœʃesi ʃu cœʃe kɯʃ cœʃesi oɾtadaki su ʃiʃesi]
Аударма:"That corner is summer corner, that corner is winter corner, the bottle of water is in the middle."
Gül dibi bülbül dili gibi, gül dibi bülbül dili.
Айтылуы: [ɟyl dibi bylzyl dili ɟibi ɟyl dibi bylzyl dili]
Аударма:"The base of the rose is like a nightingale's tongue, the base of the rose is a nightingale's tongue."
Kartal kalkar dal sarkar, dal sarkar kartal kalkar.
Айтылуы: [kaɾtal kalkaɾ dal saɾkaɾ dal saɾkaɾ kaɾtal kalkaɾ]
Аударма:"The eagle takes off and the branch sags; the branch sags and the eagle takes off."
Al bu takatukaları takatukacıya takatukalatmaya götür.
Айтылуы: [al bu takatukalaɾɯ takatukadʒɯja takatukalatmaja ɟœtyɾ]
Аударма:"Take these takatukas to the takatuka-maker to be takatuka-ed."
Yoğurdu sarımsaklasak da mı saklasak, sarımsaklamasak da mı saklasak?
Айтылуы: [joːuɾdu saɾɯmsaklasak da mɯ saklasak saɾɯmsaklamasak da mɯ saklasak]
Аударма:"Should we store the yogurt with garlic, or store it without garlic?"
Çatalağzı'nda çatallı Çatalca'lı Çatıkkaş Çatalbaht Çatin'in çatallı çatalı var.
Айтылуы: [tʃatalaːzɯnda tʃatallɯ tʃataldʒalɯ tʃatɯkkaʃ tʃatalbaht tʃatinin tʃatallɯ tʃatalɯ vaɾ]
Аударма:"Frown-browed Çatalbaht Çatin of Çatalca in Çatalağzı has a forked fork."
Kırk küp, kırkının da kulbu kırık küp.
Айтылуы: [kɯɾk cyp kɯɾkɯnɯn da kulbu kɯɾɯk cyp]
Аударма:"Forty earthenware jars, all forty jars have broken handles."
Sarı sarımsak, beyaz sarımsak, ikisi de sarımsak.
Айтылуы: [saɾɯ saɾɯmsak bejaz saɾɯmsak ikisi de saɾɯmsak]
Аударма:"Yellow garlic, white garlic, both are garlic."
Şu dağda beş boş eşek, beşi de boş beş eşek.
Айтылуы: [ʃu daːda beʃ boʃ eʃec beʃi de boʃ beʃ eʃec]
Аударма:"On that mountain are five empty donkeys, all five are empty donkeys."
Süratli süvari süngüsünü süratle sürdü.
Айтылуы: [syɾatli syvaɾi synɟysyny syɾatle syɾdy]
Аударма:"The swift cavalryman rapidly pushed his bayonet forward."
Pireli peyniri perhizli pireler yer.
Айтылуы: [piɾeli peyniɾi peɾhizli piɾeleɾ jeɾ]
Аударма:"Dieting fleas eat flea-infested cheese."
Yedi katlı yedi yapraklı yonca.
Айтылуы: [jedi katlɯ jedi japɾaklɯ jondʒa]
Аударма:"Seven-layered, seven-leaved clover."
Nimet Nihat'a nane nane derken Nevin nane topladı.
Айтылуы: [nimet nihata nane nane deɾcen nevin nane topladɯ]
Аударма:"While Nimet said mint mint to Nihat, Nevin picked mint."
Keşanlı Kemal kentin kenarında kasketini kaldırdı.
Айтылуы: [ceʃanlɯ cemal centin kenaɾɯnda kasketini kaldɯɾdɯ]
Аударма:"Kemal from Keşan tipped his cap on the edge of town."
Cüce Cahit caddedeki camide cumayı kıldı.
Айтылуы: [dʒydʒe dʒahit dʒaddedeci dʒamide dʒumajɯ kɯldɯ]
Аударма:"Dwarf Cahit performed Friday prayer in the mosque on the street."
Süslü Süleyman süslü sürahisini süsledi.
Айтылуы: [sysly slylejman sysly syɾahisini sysledi]
Аударма:"Fancy Süleyman decorated his fancy pitcher."
Laleli Lale Lale'ye lale verdi.
Айтылуы: [laleli lale laleje lale veɾdi]
Аударма:"Lale from Laleli gave a tulip to Lale."
Topal tavşan tepeden tepeye hopladı.
Айтылуы: [topal tavʃan tepeden tepeye hopladɯ]
Аударма:"The lame rabbit hopped from hill to hill."
Dörtyol'da dertli Dursun'un dükkanında durdum.
Айтылуы: [dœɾtjolda deɾtli duɾsunun dyccanɯnda duɾdum]
Аударма:"I stopped at troubled Dursun's shop in Dörtyol."
Çapaklı Çetin çamurda çizmeyle yürüdü.
Айтылуы: [tʃapaklɯ tʃetin tʃamuɾda tʃizmeyle jyɾydy]
Аударма:"Bleary-eyed Çetin walked in mud with boots."
Fahrünnisa Fatih'te fırın işletti.
Айтылуы: [fahɾynnisa fatihte fɯɾɯn iʃletti]
Аударма:"Fahrünnisa operated a bakery in Fatih."
Şavşatlı Şaban şarkı söyledi.
Айтылуы: [ʃavʃatlɯ ʃaban ʃaɾkɯ sœyledi]
Аударма:"Şaban from Şavşat sang a song."
Babaeski bakkalı Baki bayat bisküvi sattı.
Айтылуы: [babaesci bakkalɯ baci bajat biscyvi sattɯ]
Аударма:"Grocer Baki of Babaeski sold stale biscuits."
İbiş ile Memiş mahkemeye gitmiş.
Айтылуы: [ibiʃ ile memiʃ mahcemeye ɟitmiʃ]
Аударма:"İbiş and Memiş went to court."
Abe hayırlı sabahlar, hayırlı akşamlar.
Айтылуы: [abe hajɯɾlɯ sabahlaɾ hajɯɾlɯ akʃamlaɾ]
Аударма:"Oh good morning, good evening."
Pireli pazar pazar günü kapandı.
Айтылуы: [piɾeli pazaɾ pazaɾ ɟyny kapandɯ]
Аударма:"Flea market closed on Sunday."
Tarlaya ektim soğan, bitmedi kaldı doğan.
Айтылуы: [taɾlaja ectim soːan bitmedi kaldɯ doːan]
Аударма:"I planted onions in the field, they didn't grow, falcons stayed."
Bolu'da bol bol borcam satıldı.
Айтылуы: [boluda bol bol boɾdʒam satɯldɯ]
Аударма:"In Bolu, plenty of heat-resistant glass was sold."
Karakötürüm Kâzım kapıda kaldırım kazdı.
Айтылуы: [kaɾakœtyɾym kazɯm kapɯda kaldɯɾɯm kazdɯ]
Аударма:"Paralyzed Kâzım dug the pavement at the door."
Sarı sivrisinek sarı saksıya kondu.
Айтылуы: [saɾɯ sivɾisinec saɾɯ saksɯja kondu]
Аударма:"The yellow mosquito landed on the yellow flowerpot."
Gece gelen gelincik goncayı kemirdi.
Айтылуы: [ɟedʒe ɟelen ɟelindʒic ɡondʒajɯ cemiɾdi]
Аударма:"The weasel coming at night gnawed the rosebud."
Bozkırda boz boz ayılar gezindi.
Айтылуы: [bozkɯɾda boz boz ajɯlaɾ ɟezindi]
Аударма:"Grey bears wandered in the steppe."
Kırıkhan'lı Kâzım kırık kürekle kuyuyu kazdı.
Айтылуы: [kɯɾɯkhanlɯ kazɯm kɯɾɯk cyɾecle kujuyu kazdɯ]
Аударма:"Kâzım from Kırıkhan dug the well with a broken shovel."
Penceredeki peçeteyi rüzgar uçurdu.
Айтылуы: [pendededeci petʃeteyi ɾyzɡaɾ utʃuɾdu]
Аударма:"The wind blew away the napkin on the window."
Taşlı tarlada tavşanlar zıpladı.
Айтылуы: [taʃlɯ taɾlada tavʃanlaɾ zɯpladɯ]
Аударма:"Rabbits jumped in the stony field."
Mavi masada mavi meyveler duruyor.
Айтылуы: [mavi masada mavi meyveleɾ duɾuyoɾ]
Аударма:"Blue fruits stand on the blue table."
Denizli'li Cevdet cevizi cebine koydu.
Айтылуы: [denizlili dʒevdet dʒevizi dʒebine kojdu]
Аударма:"Cevdet from Denizli put the walnut in his pocket."
Köprünün altında küçük kurbağalar öttü.
Айтылуы: [cœpɾynyn altɯnda cytʃyc kuɾbaːalaɾ œtty]
Аударма:"Little frogs croaked under the bridge."
Samandağ'da sarı samanlar saçıldı.
Айтылуы: [samandaːda saɾɯ samanlaɾ satʃɯldɯ]
Аударма:"Yellow straw was scattered in Samandağ."
Koca kafalı Kâzım kartonu kesiti.
Айтылуы: [kodʒa kafalɯ kazɯm kaɾtonu cesiti]
Аударма:"Big-headed Kâzım cut the cardboard."
Çarşambada çamurlu çizmeler kurudu.
Айтылуы: [tʃaɾʃambada tʃamuɾlu tʃizmeleɾ kuɾudu]
Аударма:"Muddy boots dried in Çarşamba."
Beyaz bereli bakkal bisküvi dağıttı.
Айтылуы: [bejaz beɾeli bakkal biscyvi daːɯttɯ]
Аударма:"The grocer with a white beret distributed biscuits."
Kırmızı kazaklı Kemal kapıyı kapattı.
Айтылуы: [kɯɾmɯzɯ kazaklɯ cemal kapɯjɯ kapattɯ]
Аударма:"Kemal in a red sweater closed the door."
Yeşil yapraklı ağaçlar rüzgarda sallandı.
Айтылуы: [jeʃil japɾaklɯ aːatʃlaɾ ɾyzɡaɾda sallandɯ]
Аударма:"Green-leaved trees swayed in the wind."
Çabuk çıkan çocuk çilek yedi.
Айтылуы: [tʃabuk tʃɯkan tʃodʒuk tʃilec jedi]
Аударма:"The child who came out quickly ate strawberries."
Karadenizli Kazım karides pişirdi.
Айтылуы: [kaɾadenizli kazɯm kaɾides piʃiɾdi]
Аударма:"Kazım from the Black Sea cooked shrimp."
Gümüş kaşıklı gelin çorba içti.
Айтылуы: [ɟymyʃ kaʃɯklɯ ɟelin tʃoɾba itʃti]
Аударма:"The bride with the silver spoon drank soup."
Sessiz sokakta sarı kedi uyudu.
Айтылуы: [sessiz sokakta saɾɯ cedi uyudu]
Аударма:"The yellow cat slept in the quiet street."
Şekerli şerbet şişede duruyor.
Айтылуы: [ʃeceɾli ʃeɾbet ʃiʃede duɾuyoɾ]
Аударма:"Sweet sherbet stands in the bottle."
Hızlı hareket eden kaplumbağa yarışı kazandı.
Айтылуы: [hɯzlɯ haɾecet eden kaplumbaːa jaɾɯʃɯ kazandɯ]
Аударма:"The fast-moving turtle won the race."
Тілді бұрмалауға арналған кеңестер
Тілді бұрмалау құралдары тіл үйренуге қалай көмектеседі?
Олар ауыз бұлшық еттерін нығайтады, тіліңізді бейтаныс фонетикалық мақсаттарға жетуге үйретеді және табиғи сөйлеу үшін артикуляция жылдамдығын арттырады.
Жаттығудың ең жақсы жолы қандай?
Ең баяу жылдамдықтан (0,5x) бастаңыз, жеке сөздердің айтылуын бұзыңыз, 5 рет қайталаңыз, содан кейін біртіндеп 1,5 есе сарапшылық жылдамдығына дейін жеткізіңіз!